Rüzgarla Randevu
Edebiyat Kitapları / 2 Temmuz 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9789753165976 Boyut 13.50×21.00 Sayfa Sayısı 130 Basım Yeri İstanbul Basım Tarihi 2000-06 Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 2. Hamur Dili Türkçe Zaman tünelinde altmışıncı yaşıma doğru yol alan genç ömrümde beklemediğim şey kalmadı. Nice günler, delikanlılığımın genç kızlarını bekledim yıldızlı semalarında baharın. Nice geceler, yaldızlı sözcüklerle şiirimi dokumasını nur yüzlü bir karanlığın ve onun arka odasındaki tan yerinin. Umudu da bekledim, kederi de…Yalnızlığı da, acıyı ve sevinci de…Ama bir gün, depremi bekleyeceğim hayatımın takvim yapraklarına düşmesini nereden bilebilirdim?İki gündür, bir elimde küçük bir defter, ötekinde bir kalem depremin gelmesini bekliyorum.Hiç olmazsa adresini alırım diye…

Gone Girl
Edebiyat Kitapları / 16 Haziran 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9780753827666 Boyut 16.50×24.00 Sayfa Sayısı 512 Basım Tarihi 2013 Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 2. Hamur Dili İngilizce Who are you?What have we done to each other? These are the questions Nick Dunne finds himself asking on the morning of his fifth wedding anniversary, when his wife Amy suddenly disappears. The police suspect Nick. Amy’s friends reveal that she was afraid of him, that she kept secrets from him. He swears it isn’t true. A police examination of his computer shows strange searches. He says they weren’t made by him. And then there are the persistent calls on his mobile phone. So what really did happen to Nick’s beautiful wife? ‘Flynn is a brilliantly accomplished psychological crime writer and this latest book is so dark, so twisted and so utterly compelling that it actually messes with your mind’ Daily Mail ‘A near-masterpiece. Flynn is an extraordinary writer who, with every sentence, makes words do things that other writers merely dream of’ Sophie Hannah, Sunday Express ‘You think you’re reading a good, conventional thriller and then it grows into a fascinating portrait of one averagely mismatched relationship…Nothing’s as it seems – Flynn is a fabulous plotter, and…

Akka Cezzar Ahmed Paşa Napolyona Karşı
Edebiyat Kitapları / 22 Mayıs 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9786055021702 Sayfa Sayısı 223 Basım Tarihi Ağustos 2017 Kapak Türü Karton Dili Türkçe 1798 yılında Mısır’ın İskenderiye Limanı’na çıkarma yapan Fransa, tek amacının “İngilizlerin Akdeniz üzerindeki ticaret yolunu kapatmak olduğunu” söylemiştir. Fakat Napolyon Bonapart’ın gerçek niyetinin aslında İstanbul’u işgal etmek olduğu çok net bir şekilde görülüyor. Bunu birkaç sebebe bağlamak mümkündür: Öncelikle İstanbul için söylediği sözler onun bir İstanbul hayranı olduğunun ispatıdır. Bonapart’ın İstanbul için söylediği meşhur iki sözü vardır. Birincisi “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.” İkinci sözü ise “Aslında büyük bir soru yerinde durmaktadır: Kim İstanbul’u elinde tutacaktır?” Bu iki söz Napolyon’un İstanbul’u işgal etmek için ne kadar hevesli olduğunu açıkça göstermektedir. Diğer yandan Napolyon, Kudüs gibi önemi çok yüksek bir şehre saldırmak yerine tersane ve liman kenti olan, kendisine daha uzak ama İstanbul’a daha yakın bir yere Akka’ya saldırıyor. Bu da aslında Bonapart’ın eğer Akka’da durdurulmasaydı İstanbul’a doğru ilerleyeceğini çok net bir şekilde göstermektedir. … Bu eserin; bütün dünyanın tanıdığı Napolyon Bonapart’a ilk yenilgisini yaşatan Cezzar Ahmed Paşa gibi büyük bir kale komutanı ve vezinirn tanınmasına katkı sağlamasını ümit ederim. -Arka kapaktan.

Kabul Saati
Edebiyat Kitapları / 16 Mayıs 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9786055014445 Boyut 13.50×19.50 Sayfa Sayısı 160 Basım Yeri İstanbul Basım Tarihi 2015-06 Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 2. Hamur Dili Türkçe Üç baba ve üç evlâdın çevresinde gelişen olaylar, kabul saatlerinin bereketiyle tezcevaplanan dualar…Gördüğümüzü sandıklarımızın, hiçte sandığımız gibi olmayabileceğini anlatan öyküler… “Ömür tezgâhında dokuduğu çilelerin yüzünde oluşturduğu bilgeçizgilere göz attı Yusuf. Yolunu aydınlatacak, önünü görmesinisağlayacak bir kelâm etmesini bekledi. Yükü, sırtında olanıntaşıması gerektiğinin bilincindeydi yaşlı kadın. Yanlış yönlendirenkestirmelerin, uçurumda son bulabileceğini biliyordu.-İkaz edildiğin aşikâr evladım, dedi. Fakat ?Yusuf’ olan sensin.Sorun sana geldiyse, yorum da sana yakışır. Şartları ve sebepleri değiştirmek mümkün olsaydı bile,kalemin yazdığı olacaktı. Sebeplere yapışmak, insanoğlununfıtratında vardı. Ama biliyordu… Sebepler, kabulleniş köprüsünü ören iplikçiklerdi sadece.

Han
Edebiyat Kitapları / 12 Mayıs 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9786055014391 Boyut 13.50×19.50 Sayfa Sayısı 110 Basım Tarihi 2015-04 Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 2. Hamur Dili Türkçe Şair; şiirini geceden ve hayâlden devşirdi. Ve çile heybesinden… Ve aşkın nefesinden… “Burada kalırız biraz Burası han dediler Gafile saray amm Bize zindan dediler” O da bu handa bir yolcu idi. Geldi. Geçiyor…

Kibirli Güneş
Edebiyat Kitapları / 12 Mayıs 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9786055014407 Boyut 12.50×19.50 Sayfa Sayısı 53 Basım Tarihi 2015-04 Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 2. Hamur Dili Türkçe Masallar iyiliğin daima kötülüğe galip geldiği tılsımlı rüyalardır. Yoksa çocuklara iyiliği nasıl anlatırdık veyahut cennetin varlığına nasıl inandırırdık? İşte Yazar, iyilerin kazandığı bir dünyada -o güzel büyüleyici üslubuyla -bizi gezdirmekte! O hâlde okuyalım ve sevgimizi kelimelerden dokuyalım. “Eski zamanların birinde, tahtadan bir çay kaşığı varmış. Bir gün çay, kaşığa demiş ki:-Kaşık kardeş, benim içimi neden karıştırıp duruyorsun? Neden benim içimde bir girdap oluşturuyorsun? Bunu duyan bardak ise dayanamayıp çaya:-Ya sen benim içimi neden yakıyorsun?Çay, sıcacık nefesiyle feryatlar etmiş ve:-Ah ah ne ateşlerin üzerinde kaynadım, piştim! Zıplayıp semalara kaçmak istedim, fakat demliğin kapağını aşamadım, ben yanmışım, seni yakmam ondandır, demiş… Tahta kaşık onları dinledikten sonra: -Benim elimde mi sanıyorsunuz, sizin içinizi karıştırmayı? Ben ancak o şeker gibi eriyip sizin gönlünüzü tatlandırmak isterim, fakat güç kaşığı tutan elde, ne yaparsın?”

Aynaya Yazılan Mektuplar
Edebiyat Kitapları / 11 Mayıs 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9786055014360 Boyut 12.50×19.50 Sayfa Sayısı 147 Basım Tarihi 2015 Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 2. Hamur Dili Türkçe “Bu Bahar Sonbahar” öykü kitabı ile iyi bir çıkış yakalayan yazarın: “Aynaya Yazılan Mektuplar” eseriyle de başarısını zirveye taşıyacağı gözükmektedir. Gelenekten aldığı sırrı, çağın insanına ustalıkla anlatmakta bir hayli maharetli… Öyle hikâyeler vardır ki “hikâye” değildir onlar, sonsuzluk aynasında durmadan yanan mektuplardır. Yazar, öykülerini öyle güzel bir üslupla anlatıyor ki; kedere, aşka, dostluğa, hülasa yaşama dair daha önce hiç fark edemediğimiz ayrıntıları ustalıkla iğnenin deliğinden geçirerek gönlümüze işliyor. Tombaş, öykü karakterlerini çok iyi tanıyor. Toplumun viranesinde yaşayan bu kahramanları, hemen sevgiyle kucaklarız. Asla mücadeleden yılmayan kitabın hikâye kahramanları, bir anda “kahramanımız” oluverir. Öyle dalarız ki bu atmosfere, aslında ne kadar da onlarla içi içe yaşadığımızı anlarız. Yazarın dediği gibi: “Hayat, hikâyeden okunur!” O hâlde hazır mısınız; “Aynaya Yazılan Mektuplar” ı okumaya? Hayır, kendi yüzümüze tefekkür ederek bakmaya? “Ah Gülina ah!.. Bir gün beni zorla hastaneye götürdüler. Bana ne dediler biliyor musun? Senin gibi birisinin ‘olmadığını’ söylediler. Boğazını sıkıyordum o doktorların, elimden zor aldılar. Ama merak etme, dedim ki onlara: Sizin göremedikleriniz, yok olduğu anlamına mı geliyor? Geceleri güneş görünmüyorsa, artık yok mudur? Demek, siz sabahtan habersizsiniz! Sonra ne…

Racine ve Shakespeare
Edebiyat Kitapları / 27 Nisan 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9789757819929 Boyut 14.00×23.00 Sayfa Sayısı 46 Basım Yeri İstanbul Basım Tarihi 2015-02 Çeviren İlkay Atay Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 1. Hamur Dili Türkçe Stendhal’in Racine ve Shakespeare metni günümüz estetik teorilerine belki çok büyük bir katkıda bulunmaz ancak on yedinci yüzyılın klasik estetiğinden, on dokuzuncu yüzyılın romantik estetiğine geçişi kavramak bakımından dikkate değer bir tarihi öneme sahiptir. Kaldı ki, konuya, birçoklarının yaptığı üzere akademik bir bakış açısıyla değil, öykü anlatıcılı-ğı ekseninde yaklaşır. Onun metnini ayrıcalıklı kılan ve sıradan bir estetik teorisinin ötesine geçmesini sağlayan şey, bir öykü anlatıcısı olarak seyirciye/okuyucuya daha fazla zevk verebilmenin yollarını araştırmasıdır. Bir bakıma metnin tamamı, Edebi zevki arttırmanın yolu nedir? sorusuna verilmiş bir cevap olarak görülebilir.Hem trajediyi hem komediyi ayrı ayrı ele alan Stendhal, yazdığı metin boyunca, ikisinde de asıl zevk üreten öğelerin ne olduğunu araştırır. Trajedide insan ruhunu besleyen temel öğeyi, kusursuz ilüzyon anlan diye tabir ettiği yoğun duygusal anlar olarak belirler ve bu lezzetin Racine trajedisinde, klasizmin katı kuralları yüzünden neredeyse hiç bulunmadığını, oysa çok daha serbest ve kıvrak bir kalemi olan Shakespeare’in trajedilerinde yoğun olarak tadına varılabildiğini örnekler vererek kanıtlar.

Abidik Cilt 1
Edebiyat Kitapları / 15 Mart 2020

Ürün Özellikleri Stok Kodu 9786053643753 Boyut 13.50×19.50 Sayfa Sayısı 112 Basım Yeri İstanbul Basım Tarihi 2012-11 Kapak Türü Ciltsiz Kağıt Türü 2. Hamur Dili Türkçe Çaresizlik… İnsanın kendini bağlaması kadar güç ve yıpratıcı daha ne olabilir ki… Durgun, sessiz, çarşaf gibi sakin bir denize benzerken yüzü, bir ırmak gibi alttan alttan yüksek debilerle akıp gidiyordu özü… Belliydi… Kalp ritmini bozmuş, dil tadını kaybetmiş, el ayarından uzaklaşmış, rota şaşmış…. “Hey dostum, ne bu?” dedim, “Yokluk” dedi… “Nasıl yani?” dedim, “çokluk” dedi… Kafam karıştı, şaşırdım ve sonra “Yokluk ne, çokluk ne?” dedim, irkildi… Titredi sanki, kendinden geçti, gözlerini kapattı, derin bir huşu içinde çok derin bir nefes çekti… Ve sonra gözleriyle birlikte, sımsıkı olmuş avuçlarını da açıp gösterdi; “Ne görüyorsun?” diye sordu, “Hiç!” dedim, “İşte bu yokluk!” dedi ve devam etti: “Ama avucumu açana kadar, gözlerim kapalıyken, titrerken çokluk vardı. Ve ben bu kadar çok hissederken, gözlerimi açtığımda gördüğüm yokluğa isyan ediyorum. Yaşadığım çaresizliğe başkaldırıyorum. Ama yoruldum… Bir zerresi dahi unutulmayan çokluğun bir gölgesi kadar yokluğuna dayanamaz oldum!… Ve işte bu yüzdendir ki Artık, ne büyük olmak ne de büyük denizde boğulmak; tek istediğim, küçük bir liman bulup kulübesine sığınmak…” dedi. …. Anladım Cız ettim… Anladım ki Ben de çaresizdim…